
Bir girişimci şirketinin %100'üne sahip olarak yola çıkar. İlk yatırım turundan sonra bu oran %80'e, ikinci turdan sonra %60'a, üçüncüden sonra belki %45'e iner. Rakamlar düştükçe içinizde bir tedirginlik belirebilir: “Şirketimi yavaş yavaş kaybediyor muyum?” Oysa çoğu zaman olan şey tam olarak bu değildir. Burada karşımıza çıkan kavramın adı pay sulanması, yani İngilizce adıyla dilution (dilüsyon, pay seyrelmesi) olarak da anılır.
Gelin pay sulanmasının ne olduğunu, neden yaşandığını ve nasıl yönetilebileceğini örneklerle birlikte inceleyelim.
Pay sulanması, şirketin yeni pay ihraç etmesi sonucunda mevcut ortakların yüzdesel sahiplik oranının azalmasıdır. Pay sayınız aynı kalır, ancak toplam pay sayısı arttığı için şirketin içindeki oranınız küçülür.
Bunu bir pastaya benzetebiliriz. Pastayı 10 dilime böldüğünüzde 5 dilim sizindir, yani yarısı. Pastayı 20 dilime böldüğünüzde hâlâ 5 dilime sahipsiniz ama artık pastanın yalnızca dörtte birine sahipsiniz. Önemli nokta şudur: Yatırım aldığınızda pasta da büyür. Küçülen yüzdeniz, daha büyük bir bütünün parçası olur.
Aşağıdaki sayılar tamamen varsayımsaldır ve yalnızca mekanizmayı göstermek için kullanılmıştır.
Bir girişimde iki kurucu bulunuyor ve toplam 1.000.000 pay var. Kurucuların her birinde 500.000 pay, yani %50 oran var. Şirketin yatırım öncesi değerinin 9.000.000 TL olduğunu ve bir yatırımcının 1.000.000 TL yatırım yapmak istediğini varsayalım.
Kurucuların toplam oranı %100'den %90'a düştü. Ancak şirketin değeri 9.000.000 TL’den 10.000.000 TL’ye çıktı. Kurucuların elindeki pay, yatırım sonrasında %90 × 10.000.000 = 9.000.000 TL değerinde. Yani kurucuların payının değeri aynı kaldı, ama şirketin kasasında artık 1.000.000 TL nakit var ve büyüme için kullanılabilir.
Her zaman değil. Önemli olan, yüzdenin kendisinden çok yüzdenin değeridir.
Hatırlanacak basit bir ilke: %100 × küçük bir şirket, %20 × büyük bir şirketten çoğu zaman daha az değer taşır. Yatırımla gelen sermaye şirketi büyütebiliyor, değerleme artıyor ve kurucunun elindeki küçük oran bile eskisinden daha değerli hâle gelebiliyorsa, pay sulanması girişimci için olumlu bir ticaret olabilir.
Sorun, sulanmanın gereğinden fazla ve verimsiz yaşanmasıdır. Düşük değerlemeyle, gereğinden büyük tutarda veya art arda yapılan turlar kurucunun payını hızla eritebilir.
Bazı yatırım sözleşmelerinde yatırımcılar için anti-dilution (sulanma karşıtı) koruması bulunur. Şirket sonraki turda daha düşük değerlemeyle yatırım alırsa, bu hüküm yatırımcının pay oranını belli ölçüde korur. Yaygın iki yöntem vardır:
Bu hükümler term sheet aşamasında müzakere edilir. “Term Sheet Nedir?” yazımızla birlikte okunması faydalıdır.
Hayır. Erken aşama yatırımcıları da sonraki turlarda sulanmaya uğrayabilir. Bu nedenle bazı yatırımcılar pro-rata hakkı ister. Bu hak, sonraki turlarda oranlarını korumak için yeni paylardan orantılı olarak alım yapma imkânı sağlar. Girişim sermayesi fonları da portföy girişimlerindeki paylarını yönetirken bu mekanizmayı dikkate alır.